Doğan HIZLAN
İzmir’den bir yayınevi: Yakın
30.01.2015 - 00:30

http://kitap.radikal.com.tr/makale/haber/izmirden-bir-yayinevi-yakin-414825



İzmir’den bir yayınevi: Yakın

Üner Birkan’ın kitabını okumaya başladığım anda, uzun zamandır üzerine düşündüğüm konular sökün etti. Her müzik dinleyenin, ezgilerden daha fazla tat almak için, besteciyi ve eserini tanımasının şart olduğuna inananlardanım.

 

Gittiğim her şehirde mutlaka uğradığım iki mekân vardır, mekânlar demek daha doğrudur. Birincisi kitapçılar, ikincisi kırtasiyeciler. O şehirle gönül bağlarımı oralar kurar. Şimdi kitapçıların içinde kafeler de var, kitabı alanlar okuyor, ya da kitabın keyfini kahve ve çayla birlikte çıkarabiliyor. İzmir’de Yakın Kitabevi’ni gezdim, yayımladıkları kitapları inceledim, küçük kahvesinde oturup bir espresso içtim.

Üner Birkan’ın kitabını okumaya başladığım anda, uzun zamandır üzerine düşündüğüm konular sökün etti. Her müzik dinleyenin, ezgilerden daha fazla tat almak için, besteciyi ve eserini tanımasının şart olduğuna inananlardanım. Yalnız müzik için değil her alan için bunun gerekli olduğu iddiasındayım. Ne yazık ki, bizim müzik setlerimizin yanında -müzik setleri kaç kişide kaldı o da ayrı konu- bu tür kitaplardan birinin olması gerektiğine inanıyorum. İster uzun çalar, ister CD dinlerken, türe dair bilgi veren kitaplar da okunsun!

İşin garibi, klâsik müzik radyoları -birkaç tane özel hariç- olmadığından bu kitaplara ihtiyaç duyulmuyor. Çünkü aldığınız uzunçalar ve CD’nin kitapçığında yüzeysel de olsa bestecisi, icracısı ve eser hakkında bilgi vardır ama radyodan dinlediğiniz bir beste için bu geçerli değildir.

İnternetten yapılan “indirme”ler için bu tür kitaplar önemli referanslar olacaktır. Çünkü indirdiğiniz beste, besteci, icracı hakkında bir bilgi olmadığını gördüğünüz anda, o zaman bu kitaba bakacaksınız.

Üner Birkan’ın Dinleyicinin Kitabı’nın ikinci baskısı Yakın’dan çıkmış. Kendisiyle bizzat tanıştığım  bir isimdi Birkan. Ne yazık ki 8 Haziran 2012’de aramızdan ayrıldı.

Bilirsiniz teşekkür ve ithaflar beni ilgilendirir, ilk sayfadaki bilgileri okuyalım: “Dinleyicinin Kitabı’nın okurla buluşmasında yardımlarını gördüğüm herkese, özellikle ikinci basım için de ‘sunuş’ yazısı yazan değerli dostum Ahmet Say’a ve hazırlanması sırasındaki unutulmaz katkıları dolayısıyla eşim Sezer ve kızım Sedef’e en içten teşekkürlerimi sunarım.”

Ahmet Say, Sunuş’ta bakın onu nasıl tanıtıyor: “Burada müzik yazarı yönüyle Üner Birkan’ın vasıfları üzerinde kısaca durmak istiyorum. Onun özgeçmişiyle ilgili bilgileri her kaynak kitapta pek bulamazsınız. Bunun nedeni, müzikle ilgili çalışmaları ‘doğal bir görev’ kabul etmesi, kendisinden bahsedilmesine gerek görmemesidir. Mesleğindeki çalışmaların yanısıra, yaklaşık 50 yıllık bir süreç içinde yazdığı binlerce müzik yazısına zaman ayırmak için gecesini gündüzüne katan Birkan, ’Türk müzik inkılâbı’nın yaygınlaşması ve pekişmesi yolunda ‘doğal görev’ini yerine getirdiğini düşünmüştür.”Müzik eleştirisi bugün gazetelerde yer bulmuyor, hele klâsik müziğe hiç yer ayrılmıyor. Pop’a veya diğer müziklere ayrılan ve çoklukla magazinden oluşan sayfalar, bence cumhuriyet kültürünün gelişmesini önleyen hatta çelme takan bir tutumdur.Birkan gazetelerde, dergilerde yazdıkalrında Rıza Kaner takma adını da kullanmıştır. Bir kez daha anımsatayım. Yıllar öncesindeki müzik eleştirilerine gündelik gazetelerde yer verilirdi, tirajlar da bu kadar yüksek olmadığı halden, dinleyici ertesi sabah gazeteyi aldığında dinlediği konserin eleştirisini okurdu.

Dinleyicinin Kitabı’nın düzeni şöyle:
* Yazarın girişinden, içindekiler listesinden sonra, Besteciler ve Eserleri sayfası yer alıyor.

* Bu listeden Türk ve yabancı bestecilerin eserlerinin adını öğrenebilirsiniz.

* Bestecilerin yazılma düzeni soyadına göre alfabetik.

* Necil Kâzım Akses’le başlıyor, Alexander von Zemlinsky ile son buluyor.

* Kitabın sonunda Terimler Sözlüğü, Türkçe Kaynaklar, Yabancı Kaynaklar, Diskografi (Türk Bestecileri) bulunuyor.

* İyi bir dinleyici için iyi bir el kitabı.

Yoksulluk üzerine
Yoksulluk çok kullandığımız, televizyon ve gazetelerde çok rastladığımız hayati bir kelime. En çok duyduğumuz da yoksulluk sınırı sözü.

Nurgün Oktik’in derlediği (Yakın Yayınları), Türkiye’de Yoksulluk Çalışmaları, çeşitli uzmanların bu konudaki düşüncelereni, incelemelerini içeriyor.

Yazarlar aşağıdaki adlardan oluşuyor: Nurgün Oktik, Hüseyin Gül, Songül S. Gül, Cem Ş. Çukur, Cevdet Yılmaz, Lülüfer Körükmez, Hayat Z. Ünverdi, Hilmi E. Erdin, Berin Arıcan, Ayşegül Altınörs, Neriman Yörür, Şinası Öztürk, Savaş Çağlayan, Halime Ünal.

Yoksulluğun her alanda, her dönemde çağrıştırdıkları, uygulamada karşılaşılan gerçekler burada irdeleniyor.

Sosyolojik ve psikolojik açılardan kuramsal saptamalarla bazı teşhislere varılıyor.

Hüseyin Gül - Songül Sallan Gül’ün Yoksulluk ve Yoksulluk Kültürü Tartışmaları’nda 18.yüzyıldan 1960’lara kadar yoksulluğu, modern kapitalist toplum ve piyasa ilişkilerinin çerçevesinde açıklandığı  ama sonradan kültürel, yapısal bir sorun olup olmadığı tartışılmaya başlanmış. Onların yaşam biçimlerine, farklılaşan kültürel özelliklerine yönlendirilmiştir çalışmalar.

Cem Şafak Çukur, Yoksulluğun Psikolojisi: Yoksulluğun Sosyal Bilişsel Olarak Yapılandırılması ve Sosyal-Duygusal Sorunlar ile İlişkisi’nde psikolojik değişken olarak yoksulluğun temel özelliklerine, mutlak yoksulluk ile göreceli yoksulluk arasındaki farka değiniyor.

Lülüfer Körükmez’in Kent Yoksulluğu ile Mücadelede Kadınların Geliştirdiği Stratejiler ve Toplumsal Cinsiyet Rolleri yazısı, kadının kırsal kesimindeki yoksullukla mücadele ile kentte gelindiğindeki mücadelesi arasındaki farkın altını çiziyor.

Hiç kuşkusuz kırsal kesimindeki sosyal ortamın uygunluğu, kentte zor sürmektedir, ama beklenti devam etmektedir. Yoksulluğu bütün özellikleriyle, uzantılarıyla değerlendirmeniz, okuduklarınızı anlamlandırmanız için kaynak bir kitap.