1920’lerin Anadolu’sunda, bir dakika sonrasının neler getireceğini bilmedikleri günler yaşanıyordu. Ölüm ve yaşam, aydınlık ve karanlık, özgürlük ve mahpusluk, işgal ve kurtuluş birbirlerinden ince çizgilerle ayrılmıştı. 2075 yılında yaşayan ikiz kardeşler Cihan ve Ceyhan, o günlerden habersiz, sırf ödevlerini tamamlayabilmek için, babalarının buluşu zaman makinesini kullanmayı seçti hiç düşünmeden. İstikamet, Koca Şair Nâzım Hikmet’in hayatıydı! Ölüm-yaşam, iyilik-kötülük, tutsaklık-özgürlük, ağlamak-gülmek, savaş-barış bu hayatta yan yanaydı. Yıllar gibi geçen ama saatlerle ifade edilecek bir zaman diliminde kim bilir kaç dönem, kaç kent, kaç ülke dolaşacaklar ve henüz varlıklarını bile bilmedikleri duygular tadacaklardı. Haydi, zaman makinesi ayarlansın: 10, 9, 8, 7, 6, 5, 4, 3, 2, 1, 0!